PRP’nin açılımı “platelet rich plasma”dır. Yani trombosit bakımından zengin plazma olarak çevirebiliriz. Enjektörle kişinin kendi kanı alınıp elemanlarına ayrıştırılır. PRP bu şekilde elde edilir ve geriye kalan kısım atılır. Platelet yada trombosit denilen kanın pıhtılaşma elemanları çok yoğun miktarda büyüme faktörleri ve iyileşme mediatörleri içerir. Bu nedenle PRP öncelikle iyileşmeyen yaraların tedavisi için kullanılmıştır. Daha sonra tıbbın diğer alanlarına yayılmış, son olarak kozmetikte kullanılmaya başlanmıştır.

Ciltte yüzeyel olarak kullanıldığında cilde pembelik ve parlaklık verdiği, ince kırışıkları azalttığı, daha genç bir görünüm kazandırdığı fark edilmiştir. PRP bu amaçla tek başına yada diğer medikal estetik uygulamalarıyla birlikte kullanılır. Cilde gençlik ve tazelik kazandırmanın yanında göz altı mor halkalarının tedavisinde de PRP etkili olabilmektedir. PRP’nin bir kullanım alanı da yara ve sivilce izleridir. Dermaroller gibi cilde yüzeyel hasar veren uygulamalarla birlikte kullanıldığında sivilce ve yara izlerinde olumlu gelişme gören hastalar vardır. Ayrıca saç dökülmesini engellemek ve saç köklerini güçlendirmek amacıyla da PRP uygulanmaktadır.

İşlem steril şartlarda hekim tarafından uygulanmalıdır. Hastanın kanından PRP elde edildikten sonra çok ince iğneler yoluyla cildin yüzeyel katmanı içine verilir. Kanın ayrıştırılması sırasında PRP ile birlikte genellikle atılan PPP (platelet poor plasma) de elde edilir. Ben PPP’yi atmıyorum. PRP uygulaması bittikten sonra yüze PPP’yi sürüp 10 dakika bekliyorum ve temizliyorum. Bu uygulamayı da faydalı buluyorum.

Anestezi olarak çoğunlukla yüze uygulanan kremler yoluyla yapılan topikal anestezi yeterlidir. Nadiren damar yoluyla sedasyon gerekebilir. 3 haftada bir toplam 3 seans uyguladıktan sonra her 6 ayda bir tek seans yapılarak etkili bir PRP tedavisi elde edilebilir. PRP uygulamasının yapıldığı gün ciltte kızarıklık ve hafif ödem beklenir. Çoğu kişide ertesi gün uygulamaya bağlı negatif bir etki kalmaz.