burunestetigiRinoplasti Felsefem

Eskiden rinoplasti dendiğinde burnu küçültüp ucunu kaldırmaktan başka bir şey akla gelmezdi. Bu yüzden iyi nefes alamayan ama burun delikleri çok uzaktan görülebilen, aşırı kavisli buruna sahip rinoplasti mağdurları sıkça görüldü. Bugün hastalarımın çoğunun “ya burnum doğal olmazsa” endişesinin altında 90’lı yıllarda sık rastlanılan ve maalesef az da olsa hala ortaya çıkan bu rinoplasti mağdurları yatıyor. Modern rinoplasti anlayışında ise fonksiyon ve estetik kaygı paralel yürümektedir. Günümüzde modern rinoplasti felsefesi şudur: “Güzel burun iyi nefes alır ve iyi nefes alan burun güzeldir”. Bu felsefe sayesinde doğru uygulanmış rinoplasti operasyonlarından sonra daha doğal görünümlü ve fonksiyonel burun hedefine ulaşabiliyoruz. Yine bu felsefe nedeniyledir ki iyi nefes alamayan bir insanın sadece burnunun içini düzeltmek diye bir kavram ortadan kalkmıştır. Çünkü o burunun dış şeklini düzeltmeden tam olarak nefes alma sıkıntısını gidermek mümkün değildir. Eğer bu tarz bir burun deformitesine sahipseniz kendi üzerinizde basitçe test yaparak yazdıklarımın doğruluğunu görebilirsiniz. Örneğin düşük bir burun ucuna sahipseniz parmağınızın ucuyla burun ucunuzu biraz kaldırdığınızda daha iyi nefes alırsınız. Yada dar bir burun çatısına sahipseniz burnunuzun her iki kenarındaki yanak cildini kenarlara doğru çektiğinizde daha rahat nefes aldığınızı fark edersiniz. Sonuç olarak burnunuzdan nefes almakla ilgili sorun yaşıyorsanız, bu sadece septum deviasyonu yada konka hipertrofisi (burun eti büyümesi) gibi burnun iç yapıları ile ilgili değil, burnunuzun dış şekliyle ilgili bir deformiteye de bağlı olabilir. Bu durum, burnun dış şekli ile iç yapılarının ayrılmaz bir bütün olduğunu gösterir ve rinoplasti yapacak olan cerrahın her iki kısmın anatomisi ve cerrahisine hakim olmasını gerektirir.

Rinoplasti bazı yazarlara göre en zor estetik ameliyattır. Aslında haksız oldukları da söylenemez. İşlem yapılan organ yüzün ortasında yer alıyor ve sürekli göz önünde bulunuyor. Ayrıca kompleks bir anatomiye sahip olduğundan iyi rinoplasti yapabilmek için hem bilginizin, hem tecrübenizin, hem de el becerinizin iyi olması gerekiyor.

Bu gerekliliklerin buluşmadığı durumlarda ameliyatın gerçekten çok üzücü ve düzeltilmesi zor sonuçları olabiliyor. Basitçe ve özensizce burnun açılıp, çatının törpülenip, burun ucunun kaldırıldığı, septum deformitelerinin düzeltilmediği ameliyatlardan sonra, gördüğünüzde “benim de mi burnum böyle olacak?” diye sizi endişelendiren sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Halbuki rinoplasti bu kadar basit bir ameliyat değildir. Burun dediğimiz organın iskeleti temel olarak birbiriyle çok kıymetli bağlantıları olan 7 farklı anatomik yapıdan oluşur. Rinoplasti sırasında bu yapıların her biri birbirinden ayrılarak nefes alma fizyolojisini bozmayacak şekilde burnun yeni biçimine uygun olarak şekillendirilir. Yeniden şekillendirilen bu yapıların her biri yeni burnu ve hava kanallarını oluşturacak şekilde tekrar bir araya getirilir. Anatomik yapıların her birinin ayrı ayrı iyileşme dinamikleri vardır.

Bu komplike anatomiyi ve dinamiği iyi anlayarak özenle yapılan bir rinoplastiyle ancak iyi sonuçlar almak mümkündür.

Burun estetiği farklı anatomik seviyelerden yapılabiliyor. Ben ameliyatı tamamen perikondriyum (kıkırdak zarı) ve periosteum (kemik zarı) altındaki plandan yapıyorum. Ameliyatta perikondriyumun altına girmenin pek çok avantajı var. Öncelikle perikondriyumun altında kan damarları ve sinirler yok. Böylece bu planda kaldığınız sürece kanama olmuyor ve ameliyat sonrası ağrı da daha az oluyor. Ayrıca kanama olmaması sayesinde morluk olma ihtimali çok azalıyor ve ödem de diğer tekniklere göre daha az oluyor. Ben operasyonlarımda açık yada kapalı tekniği hastama göre seçiyorum. Çoğu hastamda kapalı teknik kullanıyorum.

Şehir Efsaneleri, Endişeler, Riskler

Burun estetiği ameliyatı olmak isteyenlerin en çok korktukları konulardan biri burun düşmesidir. İnsanlar genellikle bunu söylediklerinde burun çatısının çökmesinden bahsederler. Burun çatısının istenilen yükseklikte kalmasını sağlayan, burun orta duvarı olan septumun desteğidir. Septum cerrahisi sırasında doğru teknikler uygulandığında çatının çökme riski yoktur.

Bazen de burun düşmesi dendiğinde burun ucunun zamanla aşağı doğru dönmesi kastedilir. Bu durum genellikle kanat kıkırdaklarının burun ucunun yeni kalkıklığına göre şekillendirilmemesinden kaynaklanır. Kanat kıkırdakları yeni dudak – burun açısına uygun biçimde şekillendirildiğinde, geç dönemde burun ucu belirgin şekilde aşağı doğru dönmez. Zaman içinde 5 derece kadar bir açı kaybı beklenebilir ancak bu, kişiyi mutsuz edecek düzeyde bir düşme değildir.

Ameliyatla ilgili bir diğer endişe burnun yeni şeklinin yüze yakışıp yakışmayacağıdır. Ameliyattan önceki görüşmemizde resminiz üzerinde bir bilgisayar programı yoluyla burun tasarımı yapıyoruz. Bu tasarımı yaparken alın yüksekliğiniz, orta yüz ve çene uzunluğunuz gibi yüz ölçülerinizi hesaba katıyoruz. Böylece sizin de görmekten memnun olacağınız, yüzünüze hem bilimsel verilere göre hem de sizin zevkinize göre en çok yakışan şekli ortaya koyuyoruz. Ameliyat sırasında burnunuzu şekillendirirken tasarladığımız resmi karşıma alarak operasyonu gerçekleştiriyorum. Bu sayede iyileşme dönemi sonunda bu tasarıma yakın benzerlik gösteren bir burun şekli elde edebiliyoruz. Burada önemli olan, ameliyat öncesi tasarımın amacının size nasıl bir burun şeklinin yapılması gerektiğinin, benim ve sizin tarafınızdan nesnel olarak anlaşılması ve bu tasarıma olabilecek en yakın burun şeklini ortaya koyabilecek ameliyatı size yapabilmektir. Bu avantajları nedeniyle ameliyat öncesi hastayla birlikte yapılan burun tasarımının ameliyatın olmazsa olmaz bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Daha önce açıkladığım gibi perikondriyum (kıkırdak zarı) ve periost (kemik zarı) seviyelerinin altından yapılan ve bu yapılara zarar verilmeden yapılan rinoplasti tekniğinde ağrı beklenmez. Hastalarım genellikle ağrı kesici kullanmadıklarını ifade ediyorlar. Yine bu yöntemde şişlik ve morluk da diğer yöntemlere göre daha az olur. Tampon konusunda da eski endişelerin çoğu yersiz. Artık silikon yapıda yapraklar kullanılıyor ve bu sayede burun mukozasına yapışmadığı için eski bez tamponlara göre çok rahat alınabiliyor.

İşinize ne kadar sürede dönebilirsiniz sorusuna gelince; burun atelinizle isterseniz dışarı çıkabilir, hatta ofis tarzı işler yapabilirsiniz. Ama sosyal çevrenize yada işinize dönmek için ameliyatın pek çok etkisinin geçmiş olmasını dilerseniz yaklaşık 10 gün kadar beklemeniz gerekecektir. Genellikle ameliyattan 10 gün sonra ameliyat etkilerinin çoğunu atlatmış şekilde sosyal çevrenize dönebilirsiniz.

Her ameliyatta olduğu gibi burun estetiğinin de erken ve geç dönemlere ait bazı riskleri vardır. Bu riskleri ve onlardan korunmak için hangi önlemleri aldığımızı karşılıklı görüşmede ayrıntılı bir şekilde anlatıyorum.

Ameliyat Öncesi ve Sonrası

Operasyondan önce dikkat etmeniz gereken birkaç konu var. Eğer kronik bir hastalığınız veya devamlı kullandığınız bir ilaç varsa bunu muayene sırasında bana söylemiş olmalısınız. Aspirin, Coraspin, Ecopirin gibi kan sulandırıcı ilaçları en az 1 hafta öncesine kadar almamış olmanız gerekir.

Ameliyat günü grip, nezle, sinüzit gibi bir rahatsızlığınız varsa operasyonu ertelemek zorunda kalabiliriz; o yüzden ameliyatınız yakınlaştığında kendinize iyi bakın, moralinizi yüksek tutun. Yüksek moral sizi üst solunum yolu enfeksiyonlarından koruyan faktörlerden biridir.

Ameliyattan çıktığınızda sadece burnunuzu kaplayan sert silikondan bir burun ateliniz olacak. Birkaç saat sonra genellikle eve gidebilir halde olacaksınız. Pek çok hastam geceyi hastanede değil evde geçirmeyi tercih ediyor. İlk gün sırtınız ve başınız yüksek konumda istirahat edeceksiniz. Ameliyattan bir gün sonra dışarı çıkmak istiyorsanız bunu yapabilirsiniz. Hatta makyaj bile yapabilirsiniz. Burun atelinizi ıslatmamaya gayret göstererek duş alabilirsiniz ki, ıslansa da genellikle ateliniz yerinde duracaktır. İlk bir hafta yatarken yüksek yastık tercih edin. İstediğinizi yiyip içebilirsiniz. Soğuk uygulama (buz) önermiyorum. Çünkü zaten ya morluğunuz olmayacak yada çok az olacak. Soğuk uygulamanın pozitif bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Böylece ameliyat sonrası konforunuzu önemli ölçüde azaltacak bir durumdan daha kurtulmuş oluyorsunuz.

Bir ila üç gün içinde varsa silikon burun tamponlarınız alınacak (burun içinde hiç işlem yapılmazsa tampon kullanılmayabilir). Bunlar silikon yapılı olduğu için burun mukozanıza yapışmaz ve eski tip tamponlara göre çok daha kolay çıkar. Burun ateliniz beş yada altıncı gün çıkarılacak. Atel çıkarıldıktan sonra dört – beş gün burnunuzun üzerini bantlıyorum. Bu hem şişliklerin daha hızlı geçmesini sağlıyor hem de burun şeklinin ilk dönemdeki stabilitesini koruyor.  İlk bir hafta dikkat etmeniz gereken en önemli şey güneş. Dışarı çıkacaksanız mutlaka yüzünüze güneş koruyucu sürmelisiniz. Aksi takdirde göz altlarınızda uzun süre kalan koyu renk halkalar oluşabilir.

Bir hafta içinde yüzünüzdeki şişlik ve varsa morluğunuz geçecektir. Burnunuzun ödemi ise daha uzun süre ister. Genellikle şöyle söylenebilir; bir ayda burun ödeminin %60’ı, iki ayda %80’i, altı ayda %90’ı, bir yılda tamamı geçer. Buna rağmen ameliyattan sonraki 10. günde burnunuzun görüntüsü estetik olarak genellikle tatmin edicidir ve sosyal hayatınızı olumsuz etkilemez. Büyük olasılıkla 10. günde tanınmadığınız ortamlarda burun ameliyatı geçirmiş olduğunuz fark edilmeyecektir.

Operasyondan sonra burnunuza travma gelme ihtimali olan aktivitelerden 4 ay, gözlük kullanımından 2 ay uzak kalmanız gerekecek. İlk 2 ay burun ödeminin en hızlı indiği dönem olduğu için bu sırada gözlük kullanmanız ödeminizin normalden daha uzun sürmesine ve uzamış ödemden dolayı daha fazla fibrozis (yara iyileşme dokusu) oluşarak burun şeklinin istenilen sonuçtan uzaklaşmasına neden olabilir. Bu özellikle açık rinoplasti olan hastalar için geçerlidir. Kapalı rinoplasti olan hastalarımın özel durumlarda 1 ay sonra gözlük kullanmalarında fazla sakınca görmüyorum.